Add comment November 28, 2006
Archive for November, 2006
Kısa kısa…
Duru Bulgur 14. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknoloji Fuari kapsamında “Türk Mutfağı’ndan Modern Sunumlar” başlığı altında bazı etkinlikler düzenliyormuş. Sahrap Sosyal “Bulgurdan Rizotto” yapacakmış. Duru Bulgur çizdiği yolda kararlı adımlarla ilerliyor. Güven Borça’nın da dediği gibi artık markanın uçma zamanı geldi. Bu arada, Berceste‘ye beni bu etkinliklerden haberdar ettiği için teşekkürler.
Sevgili Selim Tuncer, o kadar Duru Bulgur yazısı hazırladık, insan bir haber verir bu etkinlikleri yahu. Neyse, belki bulgurlu rizottonun tarifini paylaşırsınız bizlerle.
Marketing Türkiye‘nin düzenlediği Etkileşimli Pazarlama Zirvesi bugün başladı. Çok istememe rağmen, tren seferlerinde yaşanan sorun nedeniyle gidemedim. Artık katılanlardan zirvenin geniş özetini ve yorumlarını bekliyoruz.
Daha önce Açık Radyo’ya konuk olup, Yaşlı Tüketicileri Anlamak başlıklı çalışmamızı anlatmıştık. Çalışmanın özeti, Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacılar Derneği’nin bu ayki bülteninde yayınlandı. İlgilenenler buradan okuyabilirler.
4 comments November 22, 2006
Sanal reklamlar televizyonda film izleme keyfimizi hepten elimizden aldı
Kanal D, pazar akşamı vizyona girdiği zaman büyük yankı uyandıran ama bir o kadar da hayal kırıklığı yaratan “Kurtlar Vadisi Irak” filmini yayınlayacağını duyurunca, “eh sinemada gitmedim, bari televizyonda izleyeyim” diye düşünerek geçtim filmin karşısına. Aynı diziyi olduğu gibi filmi de yine Next&Next Star sunuyordu bize. Hatta film başlarken “Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı da gösterildi. Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Ancak …. Ben televizyonda yayınlanan hiçbir filmde sanal reklam uygulamasının bu kadar abartıldığını, bu kadar yerli yersiz kullanıldığını görmedim. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor, ve siz sözcüğün gerçek anlamıyla dumur oluyorsunuz. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran Next&Next Star uydu antenleri, uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar, …. Bu uygulamayı bu kadar abartılı kullanmak, o anda filmde neler olduğunu anlamanızı da engellediği gibi filmden tamamıyla kopmanıza neden oluyor. Herhalde dünyanın birçok yerinde sanal reklam uygulamaları vardır, sinema filmlerinde markaları görmeye zaten hepimiz alıştık. Ama bunun da bir adabı ve endazesi olmalı, değil mi? Reklam yapacağım diye markaları olur olmaz yerde gözümüze sokmaya da gerek yok herhalde. Sevgili Selim Abi pazarlama iletişimindeki yanlışlarla ilgili çok güzel bir yazı yazmıştı, filmi seyrederken dönüp tekrar bu yazıyı okumak gerektiğini düşündüm, fakat sadece bizim değil, bu reklamları yapanların da (Pazarlama iletişimi demek, kafamıza logo kakmak gözümüze gazoz şişesi sokmak değildir).
4 comments November 20, 2006
Bugünlerde dünya daha bir güzel görünüyor sanki…
Selim Tuncer biraz daha yazı yazmaz ve karnaval logolarını üstüste koymaya devam edersem sayfanın çökeceği konusunda beni uyarınca, şöyle bir silkinip kendime gelmenin vaktinin geldiğini anladım. Gene süper uzun bir cümleyle yazıya başlamış oldum böylece.
Bundan yaklaşık 2 ay kadar önce doktora yeterlilik tarihim belli oldu: 10 Kasım 2006, Cuma . Önceleri sakin sakin çalışırken sınav tarihine yaklaşık 1 ay kala bir panik havası çökmeye başladı üstüme. Yok bu iş böyle olmayacaktı. İmkanı yoktu kalan süre içinde okumak istediğim şeyleri bitirmeme. Böyle düşündükçe paniğim daha da artıyordu. Okunacaklar gözümde daha da büyüyordu. Tabii, haliyle sinirlerim de gerilmeye başlamıştı.

Yapılacak tek şey vardı. Eve kapanıp bu 1 ayı okumalarımı tamamlamaya çalışarak geçirmek. Kendime ultra sıkı bir rogram hazırladım. Gün gün, saat saat ne yapacağım, ne okuyacağım yazıyordu planda. Tek sorun bir türlü programa başlayamamamdı. Günler geçiyordu ama ben programa, program da bana bakmaktan öteye geçemiyorduk.
İşte tam bu günlerde yardımıma sevgili Selim Tuncer yetişti. Her zamanki sakinliği ve mantıklı yaklaşımlarıyla kendime gelmeme yardımcı oldu. Öncelikle sakin olmam gerekiyordu. Daha önümde dünya kadar zaman vardı. Üstelik bunlar hiç bilmediğim şeyler de değildi ki. Sadece tekrar edecektim. Bir programım olmalıydı ama bu program beni boğarak öldürmemeliydi. Son olarak biraz da manevi desteğe ihtiyacım vardı. Anneanneler ne güne duruyordu. Biraz okunup üflenmenin kime zararı olurdu ki? (Buna bilime postmodern bir yaklaşım diyebilir miyiz acaba?)
Neyse efendim, lafı çok uzatmayalım. Benim yöntemin işe yaramadığı belliydi. Ben de kendi programımı bir kenara bırakıp, sevgili Selim Tuncer’in önerilerine uymaya karar verdim. Kendimi çok sıkmadım, canım çalışmak istemediğinde geniş aralar verdim (hatta evde ekmek bile yapmayı denedim bu arada). İşin ilginç yanı, okumam gerekenlerin büyük kısmını da bitirebildim bu süre içinde.
Nihayet 10 Kasım 2006 günü geldi çattı. Sabahtan yazılı sınava girdik. Sınav sonrası bir gerginlik ve sıkıntı süreci yaşandı. Öğleden sonra sözlü sınavlar yapılacaktı. Saat 14.00′e yaklaşırken yazılı sınavlardan geçtiğimiz belli oldu. Sözlüye ilk İçlem girdi. Ben saat 15.00′de girecektim. Hayatımın en uzun 1 saatiydi belki de. 15.00′de ben girdim içeri. Bir saat sürdü sözlü. Sakın içerde ne olduğunu sormayın çünkü ben de çok net hatırlamıyorum. Kesik kesik sahneler var sadece gözümün önünde. Sonra bana teşekkür ettiler ve dışarı çıktım. Bir beş dakika sonra tekrar içeri girdiğimde hocalarım ayağa kalkmışlardı ve sevgili Yavuz Odabaşı hocam jürinin beni yeterli bulduğunu söyledi. Sırayla beni tebrik ettiler. Bense heyecandan ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. O gün akşam kendime gelemedim. Ertesi gün ve ondan sonraki gün de.
Sanırım bugün artık kendime geldim ve doktora yeterlilik sınavını geçtiğime de ikna oldum. İnanılmaz bir hafiflik var üzerimde, dünya daha bir güzel görünüyor sanki…
Sevgili Selim Tuncer. Çok teşekkürler. Bu süreç boyunca yanımda olan ve beni yalnız bırakmayan sevgili İçlem, Tuğba, Meltem ve Mine Hocam. Sizlere de çok teşekkürler. Dualarıyla beni yalnız bırakmayan ailem, size de çok teşekkürler.
En büyük teşekkürü ise sona sakladım. Sevgili eşim Erkan. Tüm o günler boyunca yaptığım kaprislere hiç ses çıkartmadığın, panikleyince sakinleştirdiğin, hüzünlenince güldürdüğün ve bana her zaman destek olduğun için teşekkürler. İyi ki varsın…
Not: Doktora yeterlilik sınavı, doktora dersleri bittikten sonra, doktora tezi yazmaya başlayabilmeniz için geçmeniz gereken iki aşamalı (yazılı ve sözlü) bir sınav. Kapsamı ise, kabaca doktora yaptığınız alandaki her şey.
18 comments November 13, 2006









