Archive for December, 2006

Yahu ben bu yazıyı nasıl görmemişim

Murat Kaya gene süper bir yazı yazmış ama ben kaçırmışım. Kendimden utanıyorum ve sizler de kaçırmayın diye burada linkini veriyorum:

Müşteri memnuniyetini ön planda tutmak 


Add comment December 28, 2006

Ödevini bitir, yapacağın işe göz dikmiş pek çok insan var dünyada

Geçtiğimiz hafta sonu Tunç ve Alemşah Marketing Anadolu‘nun “Sıfırın Altında Pazarlama” etkinliği için Eskişehir’e gelmişlerdi. Geldikleri gün İşletme Bölümünde bir lisans dersine katılmışlar ve öğrencilere özetle şu mesajı vermişler; “Üniversitede çok fazla vakit kaybetmeyin ve en kısa zamanda iş hayatına atılın.”

Ben de sözlerine aynen katılıyorum, artık üniversitede çok fazla vakit kaybetme lüksleri yok öğrenci kardeşlerimizin. Ama burada atlanmaması gereken önemli bir nokta var. O da, üniversitede geçirilen sürenin ne kadar kaliteli geçirildiği. Bu kalite de üniversite yaşamınız boyunca kendinize katabildiğiniz değerle ilgili.

Kendinize değer katmanız neden önemli? E çünkü size para ödeyecek olan firmalar (bu ister patronunuz olsun, ister iş yaptığınız müşteriler) artık kendilerine en fazla değeri katacak insanlarla çalışmak istiyorlar. Yani eğer siz ortalama değer sunan bir çalışansanız hem her an kolaylıkla ikame edilir oluyorsunuz, hem de ortalama hatta onun da altında bir maaşa razı olmak zorunda kalıyorsunuz. Elbette bu, bir iş bulabildiğiniz durumlar için geçerli. Geçtim en fazla değeri, doğru düzgün bir değer bile sunamıyorsanız o zaman bir iş bulmayı da unutun.

worldisflatcovmed.jpgAma durun, bunlar daha iyi günlerimiz. Bu durumu en güzel “Dünya Düzdür” isimli kitabında Thomas L. Friedman anlatıyor; “Sorun düzleşen bir dünyada sadece ulusların ve firmaların küreselleşmesi değil, insanların da artık küresel pazarlara açılma imkanının olması.” Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Artık tek rakibiniz TYH değil demek. Hiç beklemediğiniz bir anda Hintli bir yazılımcı Internet sayesinde sizin yerinize çalıştığınız firmanın yazılım işlerini, sizden çok daha ucuza yapmaya başlayabilir. Üretimin düşük maliyetli ülkelere kaymasından söz etmeye gerek bile yok. Bugün Avrupa ülkeleri ve Amerika için geçerli olan bu durum, çok yakın bir gelecekte bizim de başımıza gelecek. Bundan kaçışımız yok.

Peki ne yapıyor bu Hintli ve Çinli (çoğu yerde Rusya ve Ukrayna’nın da adı geçiyor) öğrenci kardeşlerimiz? Durup dinlenmek bilmeden çalışıyorlar. Milyonda bir yeteneğe ve zekaya sahip bir Çinli öğrenci ne diyormuş biliyor musunuz?

Bu ülkede benim gibi 1.300 kişi daha var ve iyi bir iş sahibi olabilmem için benim onlardan daha iyi olmam lazım.

Hintli gençler ise Hindistan Teknoloji Enstitülerinde (HTE) canla ve başla eğitimlerini tamamlıyorlar. Bir HTE’ye girmenin Harvard’a ya da MIT’ye girmekten daha zor olduğu öne sürülüyor. Son yıllarda pazarlama alanında yapılan akademik yayınlara bakıyorum, Hintli ve Çinli öğrencilerin çalışmaları her geçen gün hızla artıyor.

world_is_flat.jpg

Peki bu hırs neden derseniz? Bu düz dünyada kendilerine katacakları değerin nasıl bir farklılık yaratacağının farkındalar da ondan. Ve kendilerine bu değeri katmanın yolunun da ilk önce bilgiden geçtiğinin farkındalar.

Friedman’ın şu sözleri durumu çok güzel bir şekilde özetliyor;

İnsanların isteklerinin ve ihtiyaçlarının sonsuz olduğunu kabul ederseniz sonsuz miktarda iş alanı yaratılabileceğini de kabul etmiş olursunuz. Tek kısıtlayıcı faktör insanın hayal gücüdür. Tarihe bakınca görürsünüz ki ticaret ve iletişim arttıkça ekonomik hareketlilik ve hayat standardında yükselme kaydedilmiştir. Dolayısıyla düz dünyada bize iş kalmayacağından korkmamak gerekir. Pek çok iyi iş olacaktır. Ama tabii ki bilgisi ve fikri olanlar için.

Çocuklarımıza hep şöyle derdik: “Tabağındaki yemeği bitir, nice aç insan var dünyada.” Artık şöyle dememiz lazım: “Ödevini bitir, yapacağın işe göz dikmiş pek çok insan var dünyada”. Düz dünyada iş bulmak ya da işinizi kaybetmemek istiyorsanız durmadan yeni beceriler, bilgi ve uzmanlık edinmelisiniz. Düz dünyada çabuk uyum sağlayabilmek ve “öğrenmeyi öğrenmek” bir iş görenin sahip olabileceği en önemli nitelik olacaktır. Bilgi ve teknolojinin sınırları ilerledikçe, makinelerin yaptığı işler daha karmaşık hale geldikçe bunları kullanabilecek kapasitede olanların da kıymeti artacaktır.

Evet arkadaşlar, insan bir kere öğrenci oluyor. Ya bu dönemi gençliğinizi yaşayacağınız ve iş yaşamı öncesinde dinleneceğiniz bir dönem olarak göreceksiniz ya da eğlencenin dozunu azaltıp kendinize değer katmak, “öğrenmeyi öğrenmek” için elinizden geleni yapacaksınız.

Karar sizin.

Notlar:

Dünya Düzdür kitabının özeti için http://www.ozetkitap.com/dunya_duzdur.pdfMustafa

Mustafa Akyol‘un yazısı için: Düz Dünyadan Dönüş Yok


6 comments December 28, 2006

karnaval_isbn9760806.jpg


Add comment December 28, 2006

Ödev mevsimi geldi anlaşılan…

Nereden mi anlıyorum? Benim sayfanın istatistikleri kafayı yiyor da ondan. Düzenli yazı yazmayınca sayfanın hitlerinin düşmesi gerekir, değil mi? Yok efendim nerede, benim sayfa her gün yeni bir rekora imza atıyor. En çok okunan yazılar; Yeşil Pazarlama, Sosyal Sorumlu Tüketici (yakında tüm Türkiye Yeşillenelim diye inleyecek, ondan korkuyorum), Postmodern Tüketici Araştırmaları, Etnografik Tüketici Araştırmaları ve Büyük Fikirler Bunlara Hazır Olan Kafalar İçin Vardır yazıları. Tabi bir de Tüketim Kültürü yazısına büyük ilgi var ama bu yazının bir ödev olmadığını görenler büyük hayal kırıklığına uğruyordur sanırım.

Belli ki millet bir ödev konusu ve kaynak arayışında. Malum ödev siteleri paralı. Türkçe Internet kaynaklarının niteliğini ise tartışmaya açmak gerekiyor. Bu durumda da öğrenci kardeşlerim kalıyor pazarlama bloglarına. Diyeceksiniz ki kütüphaneye gitsinler, oradan kaynak toplasınlar. Vallahi ben gitmiyorum kütüphaneye. Yapmadığım şeyi de başkasından beklemem ayıp olur şimdi.

jobless.jpg

Biz yeniden öğrenci kardeşlerimize dönelim. Hayatta kaç kere öğrenci olunur ki? Yalnızca bir kere. Benim durumumda iki ama bu istisnai bir durum. Çalışmaya başladınız mı bitmiştir öğrencilik. Artık sorumluluklar vardır ve ciddi bir dünyada yaşıyorsunuzdur. Sınavlarda kopya çekmenin heyecanı da, dersleri asıp sabah uykusunun keyfini sürdürmek de bitmiştir. Her sabah zorla kaldırır kendinizi işe atarsınız. Artık koşturmaca hiç bitmeyecektir.

İşte bu koşturmaca öncesi öğrencilik en keyifli yaşanması gereken dönemdir. Bu yüzden canım feda olsun sizlere. Alın tepe tepe kullanın benim hazırladığım ödevleri ve yaşayın gençliğinizi, öğrenciliğinizi.

Desem de inanmayın siz bana. Neden mi? O da yarına kalsın.

Not: Sakın beni kopya çekmiş biri sanmayın. Ben ödlek bir insan olarak hiç kopya çekmedim hayatımda. Tamam, bir iki kere yanımdakine bakmışımdır ama o kadar. Vallahi. Ama sabah dersi kırıp uyuduğum çok olmuştur.


9 comments December 21, 2006

karnaval_ardakutsal1.jpg


Add comment December 18, 2006

Yahu ne çabuk 21 oldu…

Gene bir koşturmaca, ıvır zıvır işleri tamamlama telaşı ve gene karnavala yazı yetiştiremedim. Bu aralar kendimi toparlayıp da eski günlerdeki verimli yazı yazma tempoma geri dönemiyorum bir türlü. Sevgili Murat Kaya’nın da gözünden kaçmamış bu durum. “Zeynep’in suskunluğu” diye yapıştırmış lafı. Sizin anlayacağınız benim sayfada gene iş yok bu hafta, siz iyisi mi Murat’ın ev sahipliğindeki karnavala buyurun.

karnaval_muratkaya.jpg


2 comments December 11, 2006

karnaval_interaktifyaklasim.jpg


Add comment December 3, 2006

Kafalarımızı büyük fikirlere hazır etmek için bir şeye daha ihtiyacımız var

Yazacak şeyler öyle çok birikti ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ama sanırım önce şu “Büyük fikirler bunlara hazır olan kafalar için vardır…” yazısının devamını getirmek gerek. Güzel bir yazı oldu olmasına ama ben bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim. Geçtiğimiz haftalarda sayfada en çok okunan yazı bu oldu. Yazının bu kadar okunması benim konu üstüne daha fazla düşünmeme sebep oldu. Bu arada, aslında atladığım önemli bir nokta olduğunu da gördüm. Gelin bu eksik bıraktığım noktayı tartışalım şimdi de.

Önceki yazıda yeni iş fikirlerinin nasıl bulunacağı konusunda iki önemli aşamadan bahsetmiştim. Bunlardan ilki, gerçekleşen değişimlerle ilişkili olarak ortaya çıkan sorun ve ihtiyaçların keşfedilmesiydi. İkincisi ise, bu sorun ve ihtiyaçlara çözüm önerisi getirmekti. Ancak bu çözüm önerilerinin geliştirilmesi aşamasında ihtiyacımız olan şey, karşımıza çıkan fırsatlarla çözüm arasındaki ilişkiyi kurabilmekti. Bunun için de kafalarımızı hazır etmemiz yani gerekli bilgi donanımına sahip olmamız gerekiyordu. Şimdi diyorum ki, bu saptama eksiktir. Bu süreçte “kafaların hazır olması”nın bir anlamı daha vardır. O da, eski paradigmalardan kurtulup yeni paradigmalar çerçevesinden dünyaya bakmayı ve düşünmeyi öğrenmemiz gerektiğidir.

kirik-ayna.jpg

(more…)


3 comments December 1, 2006


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Kategoriler

Arşiv

Popüler Yazılar

Son Yorumlar

Süleyman SÖNMEZ on Bloglar ve Pazarlama
Emrah Doğan on Bloglar ve Pazarlama
zeynepozata on Bloglar ve Pazarlama
tasdemir on Bloglar ve Pazarlama
Bloglar ve Pazarlama… on Kimsenin çıkın gidin diyeme…

Links

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

free webpage counters

Tags