Blog Turundan Seçmeler

July 3, 2006 at 10:08 pm Leave a comment

Yavuz Hoca‘nın blog turundaki ilk iki yazarımız sorularının cevaplarını yayınladılar. Bu sorulardan benim en çok beğendiklerimi aşağıda aktarmak istedim;

Özgür‘ün sorusu: 11 Eylul sonrası dünyada ve ülkemizde insanlar nasıl etkilendi? Duyarlılıkları, tüketim alışkanlıkları…

aasreeetterroryellowwomanafp.jpg

Terörün vurduğu ülkelerde 11 Eylülden hemen sonra meydana gelen güvensizlik ve korku ortamı, tüketimden ve alışveriş yapmaktan kaçınma gibi bir tavrın ortaya çıkmasına neden oldu. Bu açıdan, ABD Başkanı Bush ve İngiltere Başbakanı Blair’in vatandaşlarını tüketime ve alışverişe davet eden sözleri, bu yapıyı çok güzel ortaya koyuyor. Özellikle bireysel korunmaya odaklı olarak, korku ve terörden korunmaya yönelik önlem paketleri ve ürünlerine (sigortalar, daha güvenlikli evler ve arabalar gibi) olan talepte yoğun bir artış olduğu gözlemlenmekte. İnsanlar biraz daha fazlaca günü yaşamaya ve birçok şeyi de ertelememeye yöneldi. Bu da, tüketimle de bağlantılı olarak davranış biçimleri geliştiriyor. Hiç şüphesiz trendleri, modaları, eğilimleri belirleyen ülkelerdeki bu değişimler, onları takip eden ülkeleri ve tüketicileri de aynı yönde etkiliyor.

İsmail Hoca‘nın sorusu: .”Tüketmek tükenmektir” ve “tüketmek yaşamaktır” algılarından hangisinin galip gelmesini arzu edersiniz?

consumption.jpg

Bu iki görüş ve yaklaşımdan ikincisi hem kişisel olarak bana, hem de akademisyen olarak düşüncelerime yatkın geliyor. Araştırmalarıma göre elde ettiğim bir sonuç olarak diyebilirim ki yaşam bir sanattır. Tüketmek de yaşamın vazgeçilmez önemdeki bir öğesi olarak, sanattır. Yok eden, her şeyi hoyratça kullanıp bitiren bir tüketim anlayışının ötesinde, yaşamda mutluluklar, özgürlükler getirebilen ve içinde yaşadığı dünyayı yok etmeyen bir tüketimi insanlığın gerçekleştirmesinin olanaklı olduğunu düşünüyorum.

Blog turunu izlemeye devam edin. Çok yakında yeni sorular geliyor.

Selim Yörük‘ün sorusu: Kadınlara has bir özellik gibi vurgulanan, “tüketim çılgınlığı” olarak adlandırılan, kredi kartlarının yaygınlaşmasıyla birlikte had sahfaya ulaşan bagımlılığın nedenleri nelerdir?

Kadınların pasif ve yönetilebilir varlıklar olarak görülmesi, tüketimin kötü ve ikincil bir işlev olarak görüldüğü geçen yy’ın paradigmalarından bir tanesi. Kısaca kadın da tüketim de ikincil önemdedir ve pasiftirler.

shoes-shopping.jpgSizin söylediğiniz konu kadınları kendi kararlarını veremeyen, kendi ihtiyaçlarınının farkında olmayan, güdülmeye ve yönetilmeye mahkum varlıklar olarak gören bir düşüncenin satın alma ve tüketim olayındaki yansımasıdır. Bu yüzden kadınların belki farklı özellikleri vardır ancak bu onların erkeklere göre daha az bilinçli ve akıllı alışveriş ve tüketim yaptığı anlamına gelmez ve gelmemeli.

Sorunun alışveriş bağımlılığı ile ilgili bölümüne ise doğrudan “Tüketim Kültürü” kitabımdan bir alıntıyla cevap vermek istiyorum;

Günümüz insanı yoğun bir kaygı içinde yaşıyor ve tükettiği ölçüde mutlu olabildiğini zannediyor. Çağımızın insanı, doymak bilmezliği, yeme-içme, satın alma, vitrin bakma açgözlülüğüyle aşırı kaygılı nevrotik kişiliğe bürünüyor. Genel olarak nevrotik kişiliğin yanında tüketmek ve alışverişle bağlantılı olan birçok ruhsal rahatsızlıklardan söz edilebilir. Alışveriş iştahı, sahip olma hırsı, tüketim eşyalarına-nesnelerine düşkünlük, aşırılık, kontrolsüz biçimde ve dizginlenemiyorsa rahatsızlık haline gelmiş demektir.

Eşya Fetişizmi, Eşya Tutkunluğu, Alışveriş Bağımlılığı (Oniamani), Post-travmatik Alışveriş Rahatsızlığı, Obsessif-Kompolsif Alışveriş Bozuklukları gibi psikolojik sorunlar, “tüketici patolojileri” olarak sayılabilmektedir.

Amerikan Psikiyatri Derneği, alışveriş sendromunu “Obsessif Kompolsif Bozukluklar (takıntılı satınalma durumu) listesine aldı. Önüne geçilemez alışveriş tutkusuyla tüketiciler alışveriş yaparlarken geçici olarak mutlu olabilmekte, fantezilerini gerçekleştirebilmekte, bittiğinde ise birden bire çökmekte ve mutsuz olmaktadır. Bu gibi rahatsızlıklardan biri olarak “bağımlılık” durumunda, bireyin kendini gerçekleştirmek için tüketiyor olması yerine, bireyin kendisi tüketim tarafından tüketilmektedir.

Bu tür rahatsızlıklardan kurtulabilmek için öncelikle psikiyatrik ve psikolojik yardım almak günümüzde gittikçe önem kazanıyor. Bunun yanında, bireysel olarak ilk yapmamız gereken şey, durumumuz ile ilgili farkındalığımızı ve buna dayalı düşünce tarzında ve yaşam biçiminde değişiklikleri gerçekleştirmemiz gerekiyor. Seçme ve tüketme özgürlüğü sadece kendini gerçekleştirmek, kendini ifade edebilmek değil, aynı zamanda kendini yönetebilmektir de. Özet olarak kendimizi yok eden bir tüketimden kaçınmak, toplumsal olduğu kadar bireysel çabaları da gerektiriyor.

Entry filed under: Blog Turu. Tags: .

Atina Tatili Yemek Yap Ye

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Arşiv

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

  • 320,853 hits
free webpage counters

%d bloggers like this: