Pazarlama Karnavalı:3. Hafta

August 7, 2006 at 10:22 am 13 comments

zeynep_karnaval.jpg 

Pazarlama Karnavalı’nda geldik 3. haftaya. Bu hafta da pazarlama blog yazarları, birbirinden güzel yazılarıyla bizlerle. Lafı uzatmadan, yazılara geçelim isterseniz.

geek.jpgDijital Doktorlar Çetesi: Geek Squad: Karnaval’da bu hafta bol bol örnek olay çalışması var. İlk örnek olayımız Tunç’tan geliyor. Sadece 200 dolar sermaye ve bir bisiklet ile kurulan ve daha sonra üç milyon dolara Best Buy’a satılan Geek Squad, 12.000 çalışanı ile sadece elektronik ve bilgisayar sektörüne değil, tüm iş dünyasına pazarlama ve girişimcilik derslerinde okutulacak kalitede bir başarı hikayesi yaratmış. Tunç bu hafta Geek Squad’i inceleyerek, “Gönüllü taraftar yaratma” ve işe yarayacak bir “şirket kültürü” oluşturma konusunda hedefleri olan herkesin ilgisini çekecek bir inceleme yazısı hazırlamış.

virgin4.jpgSıradışı bir Mobil Operatör: Virgin Mobile: Virgin marka genişleme (brand extension) konusunda en çok verilen örneklerden birisidir. Kimileri bu genişlemeleri birer başarı olarak görürken kimi çalışmalarda ise bu genişlemelerin Virgin markasının sonu olacağı yönünde kehanetler vardır. Ancak Virgin tüm bu olumsuz kehanetleri boşa çıkartmak için elinden geleni ardına bırakmıyor. İşte Virgin Mobile’ın hikayesi. Refik bizler için incelemiş ve inanın bu marka yaptığı genişlemeler nedeniyle hiç de ölecek gibi durmuyor.

espresso_start.jpgKahve Üstüne: Nihayet birileri sütlü ve şekerli içmenin kahveyi öldürmek demek olduğunu keşfetmiş! Evet, benim için kahve sert içilen bir içecektir. Koyu, taze çekilmiş, sütsüz ve şekersiz. İşte Pazarlama Karması bize böyle bir kahvecinin hikayesini anlatıyor: Illy. Illy’nin amacı kaliteye ve estetiğe vurgu yaparak kendine ait bir yön belirlemek; “kahvenin zerafeti”ne odaklanmak. Starbucks’a karşı İlly neler yapıyor Pazarlama Karması’ndan okuyun.

Doğru şeyler yaptığınızı düşündüğünüz anda bile neyle karşılaşacağınızı bilemeyebilirsiniz…Bir örnek olay da benden. Geçen hafta Starbucks ile ilgili bir örnek olay çalışması hazırlamıştım. Sosyal sorumluluk kavramını benimseyen veya benimseyecek firmalar için naçizane bir kaç küçük saptama. İlgilenenler buyursun.

Gayen ne Gaye: Stratejik Pazarlama Planı diye bir ders vardır. İşletme okuyanların çoğu bu dersi almıştır (ya da aldıkları pazarlama dersleri içinde bu konuyu işlemişlerdir). Bu planın ilk adımı amaçlarınızı belirlemektir zira daha sonra yapacağınız her şey bu amaçlar doğrultusunda şekillenir (ya da şekillenmelidir). İşte stratejik pazarlama planlarının da ilk çıkmazı burada başlar. Gaye, şirketlerle insanların benzerliklerinden yola çıkarak, bu çıkmazı sorguluyor. Bir şirketin gayesinin ne olması gerektiğini ve kimler tarafından belirlenmesinin daha doğru olacağını inceliyor. Ayrıca pazarlama bilmeyen şirketlere de “pazarlama öğrenmek için çok geç değil” diyor. Öğrenmeye bugün başlamaya ne dersiniz.

Potansiyel iş ortaklarınız: KullanıcılarınızEkonominin ve ticaretin yapısı hızla değişiyor. Bilindik iş yapma şekillerimiz, kurallarımız, iletişim tekniklerimiz ve elbette ki tedarikçilerimiz farklılaşıyor, yeni şekillere bürünüyor. Arda Kutsal bu hafta işte bu yeni tedarikçi türlerinden birisine dikkat çekiyor: İçerik sağlayıcılar (content provider). Weblogs, Inc CEO’su ve Netscape Genel Müdürü olan Jason Calacanis’in Digg, Reddit, Flickr ve Newsvine’ın en çok içerik gönderen kullanıcılarına aylık $1000 karşılığında yaptıkları işi Netscape için yapmalarını teklif ettiğinden bahsediyor. Arda’nın çok önemli bir noktaya parmak bastığını söylemek lazım. Siz daha bu konudan haberdar değil misiniz? Ay ne ayıp, hemen gidip okuyun lütfen.

anrx.jpgLight – Kaybedilen şey sadece kilolar mı? : Marketing Post son dönemde sosyal konulara ağırlık vermeye başladı. Çok doğru ve önemli konular üzerinde duruyor. İşte son yazısı da bunlardan birisi. Light ürünleri ele alarak soruyor; Kaybedilen şey sadece kilolar mı? Şöyle bir çıkıp vitrinlere bakın, özellikle de gençlere yönelik giyim eşyalarının satıldığı vitrinlere. Her şey 34-36 beden. Sonra güzellik salonlarının camlarına, bin bir türlü zayıflatma yöntemine… Tabi bir de reklamlardaki kadınların vücut ölçülerine, o muhteşem bedenlerine. Tüm bunlarla sarılı bir dünyada yaşayan genç kadın için çözüm diyette. Çünkü çevresindeki her şey ona zayıf olanın güzel olduğunu söylüyor. İncelenmeye devam edilmesi gereken bir konu. Özellikle de şu Top Model yarışması çerçevesinde.  

Pazarlama Profesyonelleri ve Pazarlama AkademisyenleriÜniversitelerimiz ile piyasa arasındaki en önemli sorunlardan birisi de akademik camia ile işin uygulama tarafında olanların birbirlerinden kopuk yaşaması. Tabi bu kısır döngü içinde farklı örnekler yok mu? Elbette ki var ama sayıları ne yazık ki çok değil. İşte Alper bu hafta bu konuyu ele almış. Çok da iyi yapmış. Hem içini dökmüş hem de herkesin gördüğü ama görmezden geldiği bir konuyu sorgulamış. Alper, her iki tarafın birbirlerine yakınlaşmasının önemli fırsatlar taşıdığını ve eski kafaların değişmesinin zamanının geldiğini söylüyor. Yazının detaylarını okuyun ve kendi yorumunuzu ekleyin derim.    

Büyük Patron“…Müşteri patronların patronudur ve her patron da bir müşteridir. Patronlar da dâhil, dünyada herkes müşteri için çalışırlar. En büyük patron müşteridir…Müşterisini tanımayan, onu takmayan, onun işine yarar bir şeyler yapamayan, işini-kendini müşterisine beğendiremeyen ve müşteriyi başkasına kaptıranları büyük patron affetmiyor, hemen işten atıyor. Hala ayamayanlar boşa kürek çekmekten kurtulamıyor.”  İsmail Hocamız, Jeffrey J. Fox’un “Büyük Patron Olmaya Giden Yol” isimli kitabından esinlenerek bizlere “Büyük Patron”un kim olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

e-posta adresi kurumun namusu mudur?: Murat Buyurgan, Yurtsan Atakan’ın “e-posta adresi kurumun namusudur” başlıklı bir yazısından yola çıkarak “Gazetecinin köşesinde e-posta adresini yayınlaması gerekir mi?” sorusuna yanıt arıyor. Sizleri de yorumlarınızla kendisine katılmaya davet ediyor.

Top 10 Actionable Tips (Rules) That Make Me Top Digg User: Özgür, Digg de nasıl daha yüksek populariteye sahip olursunuz sorusunu cevaplamış. İlginç de biryazı olmuş.

Görüşleri anlaşılabilir ve değerli kılan, kullanılan dildir: Ve nihayet Mah-Zen de aramızda. Şahin Tekgündüz yaptığım çağrıyı karşılıksız bırakmayarak, karnaval için bir yazı hazırladı. Ama ne yazı… Selim Tuncer bizi uyarmıştı ama dinlemedim. İtiraf ediyorum kendim kaşındım. Olsun. Aramıza bir “aksi” gerekiyordu bence:) Şahin Tekgündüz, pazarlama bloglarında kullanılan dili eleştirmiş. Düşüncelerine katılanlar da olabilir, katılmayanlar da. Kızan da, kırılan da. Ama sanırım haklı olduğu noktalar var. Hazırladığı yazıyı mutlaka okuyun derim ben. (Bu yazıyı da korkarak yazdım. Acaba nerelerde hata var?)

Kısa Kısa…

Ad(kritik)’ten Burak Linens’in Evlilik Listesini anlatıyor.

e-dünya’dan Neyran  Microsoft Labs’in yeni ürünü Photosynth’ı anlatıyor.

Serdar ÖnerSosyal sorumluluk böyle olur!” diyor ve Sainsbury’s örneğini anlatıyor.

lolposter.jpgMurat Kaya, Isbn Barış’ın, buzdolap fikrinden sonra yeni blog’u “ya bişey dicektim unuttum” çalışmasından haberdar ediyor bizleri. (Görmemiştim, benim için de iyi bir ara oldu okumak)

isbn Barış ise günümüz gençliğinin fantezileri, takıntıları üzerine bağımsız bir filmden bahsediyor. Lol;. İnternet, mobil iletişim gibi günümüzün yeni iletişim araçlarının yeni gençliğe etkileri üzerine samimi bir film.

theone Periskop isimli reklamı ile Lego’nun aldığı ödülü ve reklamı anlatıyor.

Bitirirken

pikucuk.jpgBiliyorum, Pazarlama Karnavalı’na katılan yazıların yakın tarihli olması gerekiyor. Bu yazı bloglar aleminde çok eski tarihli olsa da, yakın zamanda yeniden gündeme geldiği için buraya almanın doğru olacağına karar verdim. A.Selim Tuncer’in “Marketing is power, soft power” yazısı Pazarlama ve İletişim Kültürü (Pİ) dergisinin son sayısında yayınlandı. Bunun şerefine ben de bu yazısını Karnaval’a taşımanın hoş olacağını düşündüm.

“…Çocukluğunda karanlık sinemalarda oturup kovboy filmi seyretmişliği olan herkes, gücün altıpatlar bir tüfeğin namlusundan çıkan şey olduğunu bilir. Hollywood’un nice filminde, tek başına bir kovboy, bilinmeyen bir yerlerden çıkagelir, kötü adamla düello eder, tabancasını gerisin geri kılıfına sokar, bir kere daha sisli ufuklara doğru yola koyulur. Gücün şiddetten doğduğunu biz daha çocukken öğrenmişizdir…”

Ancak güç sadece şiddetten doğmaz. Toffler, üç çeşit önemli güç unsurundan söz eder; şiddet, servet ve bilgi… İşte buradan hareketle A.Selim Tuncer pazarlamanın “İnce Güç kuramı”yla olan bağlantısını ele alıyor. Coca Cola örneği ile de bu savını destekliyor.

“Marketing is power, soft power…” ve Coca Cola ve “soft power”…

cocacola1.jpg 

Umarım bu haftaki karnavaldan hoşnut ayrılırsınız. Önümüzdeki hafta MarketingMa‘nın konuğuyuz. 

Entry filed under: Karnaval. Tags: .

Doğru şeyler yaptığınızı düşündüğünüz anda bile neyle karşılaşacağınızı bilemeyebilirsiniz…

13 Comments Add your own

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Arşiv

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

  • 321,028 hits
free webpage counters

%d bloggers like this: