Fikrimi çaldılar!

October 2, 2006 at 7:18 am 8 comments

Marketing Türkiye Dergisi son sayısında “Fikrin Patenti Olur mu?” diye soruyor. Dergideki yazıyı okumadım henüz. Sadece derginin tanıtım e-postasından şöyle bir göz gezdirdim konuya. Sonra bugün Eylülce‘nin yazdığı yazıyı okudum. “Fikri patentlemek çözüm mü?” diye soruyor o da. Ama benim asıl ilgimi çeken Gaye’nin yazısına Simon templar tarafından yapılan yorum. O yorumun kısa bir bölümünü buraya da almak istiyorum;

Akademik bir fikir de üzerinde birşey geliştirdiğiniz sürece bir üründür. Yani ben bu konuyu çalışacağım deyip kimse yapmasın diye onun patentini alamam. Ala birşey geliştirirsem o zaman patentleyebilecek birşeyim olur.

Doktoraya başladığımdan bu yana bu fikir çalma konusunda yapılan sohbetlerin hiç bitmediğini gördüm. Çok hikayeler dinledim. Hikayeler genellikle şöyle gelişiyor. Akademisyenlerin birarada oldukları bir sohbet ortamında, birisi üzerinde çalışmayı düşündüğü konudan bahsediyor. Ama o kişi bu konu üzerinde çalışmaya başlamadan, sohbet edilen gruptan birisi konu hakkında bir çalışma yapıyor veya bir makale yazıyor. Ardından da yayınlıyor. İşte bundan sonra kopuyor kıyamet. Aralar bozuluyor, küslükler başlıyor.

Uzun zamandır benim de aklımda dönüyor bu soru. Hatta pazarlama blog yazarlarıyla yaptığımız toplantılardan birisinde Onur Yüksel‘e de sormuştum aynı soruyu. Üzerinde çalıştığım bir konunun patentini alabilir miyim? Sonradan düşününce çok komik geldi bu soru bana. Çünkü dünyanın dört bir yanında birileri aynı konu üzerinde çalışıyor ve çalışmaya da devam edecekler. Bunu önlemenin, konuyu önce ben buldum demenin bir anlamı yok. Hatta bu fikri birilerine söylemeniz de gerekmiyor. Bir bakıyorsunuz, dünyanın öteki ucundaki bir akademisyen sizin düşündüğümüz konu hakkında bir makale yazıvermiş.

Fikrinizi geliştirip bir ürün haline çevirmediğiniz sürece, bu fikir benimdi, ben yazacaktım demek gibi bir ayrıcalığınız yok. Konuları parselleyip, başkası bu alanda çalışmasın deme şansınız da yok. Ne yazık ki isteyen istediği konuda çalışır. Ancak bu noktada söylediklerimin yanlış anlaşılmasını da istemem. Burada benim tartıştığım konu, karşıdaki kişinin yaptığının doğru mu yoksa yanlış mı olduğu değil. Etik olup olmaması da değil. Benim anlatmaya çalıştığım, siz ne düşünürseniz düşünün birileri bunu yaparsa sizin söyleyeceklerinizin bir anlamının kalmayacağı. Dediğim gibi isteyen istediği konuya çalışır ve siz de ağzınızı açıp tek bir şey bile söyleyemezsiniz. Elinizde patlayan konuya bakar bakar dövünürsünüz.

Peki ama bulduğumuz ya da üzerinde çalıştığımız bir fikri nasıl koruyacağız. Başkaları bu sorunu nasıl çözüyor bilmiyorum ama benim benimsediğim yol şu;

  1. Bir kere hızlı olacaksınız. Çünkü akademik dünya da durup sizi beklemiyor. İlgi çekici alanlar hemen fark ediliyor. Bu yüzden fikri bulduğunuz anda çalışmaya başlayın.
  2. Üzerinde çalışmak için bir konu mu var aklımda, inanın bunu en son öğrenecek kişi bu blogu okuyanlardır. Kimse kusura bakmasın. Çalışma belirli bir olgunluğa gelene kadar bu sayfalarda tek kelime çıkmaz ağzımdan.
  3. Bulduğunuz fikir ya da konu üzerinde çalışırken, bundan çok yakınlarınız dışındaki kişilere bahsetmeyin. Çalışmanız belirli bir olgunluğa geldiğinde de eleştirilerini ve yorumlarını almak için güvendiğiniz kişilerden başkasına göndermeyin çalışmanızı.

Ha tüm bunlara rağmen sanmayın ki bir başkası siz çalışmayı yaparken çıkıp da aynı konuda bir makale yayınlamayacak. Dediğim gibi bu risk her zaman var. Bu dünyanın sonu mu? Elbette ki değil. Her akademisyenin farklı bir bakış açısı var. Aynı konuyu, aynı yöntemle ve hatta aynı yönleriyle ele alsanız bile siz ortaya bambaşka bir çalışma veya sonuç çıkartabilirsiniz. Bence önemli olan da bu zaten. Neyi çalıştığınız değil, neyi ortaya çıkattığınız.

Güncelleme:

Konuyla ilgili olarak Alper de bir yazı yazmış. Eğer fikriniz özgün değilse, ondan bir an önce kurtulmanın yolunu bulun!

Arzu’nun bu konudaki yazısına da kaçırmayın diyorum: Patent intihali engeller mi?

Entry filed under: Diğer Bloglardan Haberler, Genel. Tags: .

Innovation Games

8 Comments Add your own

  • 1. Ali Sağlam  |  October 2, 2006 at 12:00 pm

    […]Dün Marketing Türkiye isimli derginin yeni sayısını gördüm ama uzun zamandır takip etmediğimden elime bile almadan bir başka dergiye odaklandım.

    Bugün Zeynep Özata Fikrimi çaldılar diye Eylülce’nin Fikri Patentlemek çözüm mü? yazısında Simon Templar’ın bir yorumunu alıntı yapınca istemeden GNU ile lisanslanmış yazılımları düşündüm.[…]

    Reply
  • 2. Bekir L. Yildirim  |  October 2, 2006 at 9:07 pm

    Tabiiki fikrin patenti olur. Patent zaten bir “intellectual property” (zihinsel mulk) yani fikir turudur. Tatent ikiye ayrilir. Utility (kullanim) patentim, ve design (tasarim) patenti. Tasarim patenti fonksiyonel olmak zorunda degildir. Bir araba resmi veya gomlek modeli icin alabilirsiniz. Kullanim patenti ya bir proses, ya bir mamul madde ya da bir alet icin alinir. Ilgilenen varsa daha genis bilg verebilirim. Muhtemelen ilerde bu konuyu da ekle alacagim kendi blogumda. Yok reklam falan degil niyetim.

    Reply
  • 3. Arzu  |  October 5, 2006 at 3:12 pm

    Bu konuda Bekir Bey’in görüşlerine fazlasıyla ihtiyaç var. Bence konu tekrar gündeme taşınmalı ve kendisinden istifade edilmeli. Neden derseniz aşağıdaki diyaloğumuzu aktarayım;
    -Mesleğiniz nedir Bekir Bey?
    -İşsizim ben.
    -Nasıl yani?
    -Yutdışında iken bir mesleğim vardı ama Türkiye’de olmayan bir kol olduğu için işsizim.
    -Peki işinizin adı nedir?
    -Marka baş mühendisi olarak dilimize çevrilebilir.
    -İlahi Bekir Bey! Biz de marka mühendisi yokki baş mühendisi olsun:)))
    Zeynep, bence Bekir Bey’i sıkıştırıp tüm bilgilerini alıp yepyeni bir dosya yapalım:)

    Reply
  • 4. zeynepozata  |  October 5, 2006 at 5:06 pm

    Arzucum, ben zaten Bekir Bey’in söylediklerine karşı çıkmıyorum. Detayını bilmesem de fikrin patenti olabileceği bana da mantıklı geliyor. Benim yukarıda değinmek istediğim bambaşka bir konu. Yani henüz konu hakkında bir fikri olmayan akademisyenin bu konuyu ben çalışacağım diye patent alması. Yani aslında konunun çok alakasız bir boyutu🙂

    Ama Bekir Bey bize bu konuda bir yazı hazırlarsa çok seviniriz elbette. Biz de yorumlarımızla kendisine katılırız.

    Reply
  • 5. Bekir L. Yildirim  |  October 5, 2006 at 9:30 pm

    Arzu Hanim’in bahsettigi diyalog hayal urunu olsa gerek. Ben boyle bir diyalog hatirlamiyorum. ABD’deki gorevimin tam adi “primary patent examiner” idi. Tam Turkce tercumesi “birincil patent inceleyicisi” Bazen bunun Turkceden karsiligni bilmedigim icin “patent bas muhendisi” bazen de sadece “patent inceleyicisi” terimlerin kullandigim olmustur. Marka ya da “trademark” tamamiyla apayri bir kavram. Bir kullanim (utility) patent inceleyicisi, o konuda teknik altyapiya sahip biridir; bir konuda teknik dergileree sunulan tebligler icin “peer review” (hakemlik) yapan biri gibi biraz.

    SIKISTIRMAYA gerek yok aslinda, severek paylasirim bildiklerimi yalniz ben taniyanlar bana birseyi yaptirmamanin en iyi yolunun onu “gorev” haline getirmek oldugunu bilirler. Su anda kafami mesgul eden gncel konularda birkac yaz daha yazmam lazim. Ondan sonra insha_Allah. Sunu da sotyleyeyim; ben Turkiye’deki ptent kanunu v uygulamasini bilmem. Bildigim ABD, bir miktar da uluslararasi ve Avrupa uygulamalaridir, legal bazda. Ama temel kavramlar hepsinde aynidir. Bu arada USPTO (United States Patent and Trademark Office) http://www.uspto.gov sitesinden de bircok yararli bilgi bulmak mumkundur. Ayni swekilde EPO (European Patant Organization) ve WIPO (Wolrld Intellectual Property Organization) sitelerinden de pek cok temel bilgilere ulasmak mumkundur.

    Reply
  • 6. Bekir L. Yildirim  |  October 5, 2006 at 9:52 pm

    Madem ozel bilgi verme geregi duydum, Arzu Hanim’la “diyalogumuz” uzerine bi ilave daha: “Is kolumda is olmadigi icin issizim” de durumumu yasitan bir durummolmadigi icin bu sekilde cevap verdigimi de sanmiyorum hicbir yerde. Is arayisi icersinde degilim; olmazsa Kazim Karabekir Pasa gibi maydanoz isine girebilirim🙂 Hem naapiyorsunuz siz Arzu Hanim, bekar admin issizligi fas edilirmi?

    Reply
  • 7. Arzu  |  October 7, 2006 at 7:15 pm

    Ee aşkolsun Bekir Bey,
    Diyalogu biraz esprili halde sunayım istedim diye, niye bunca üzerime gelmişsiniz ki?
    Bu diyalog M.Akyol’un tanışma programında Gelişim Platformu bahçesinde geçmiş idi. Hatırlatayım. Bir de burada mevzu, sizden alabildiğine istifade adına bir kapı açmaktır. Bağışlayın.

    Reply
  • 8. Bekir L. Yildirim  |  October 7, 2006 at 8:40 pm

    Arzu Hanim,

    Ben son iki gundur ugrayamadigim icin buralara tashih.tekzip/ozur dilemeye firsat bulamadan siz hakli olarak sitem etmissiniz, Tanbik hatirliyorum konustugumuzu ve is durumumdan da bahsettigmi. “hayal urunu ifadem dogru degildi; fark sadece nuanstan ibaret. Ama kisisel bilgilerim konusunda yanlislik sadece nuanstan ibaret oldugunda dahi hassas olmam icin makul sebebim var; burada aciklayamam ama bilseniz bana hak vereceginize inaniyorum. Sadece sutten agzi yanan yogurdu ufleyerek yer diyeyim. Ne ustunuze gelmek ne dogru soylemediginuizi ima etmekti niyetim. Sizi uzdu isem ozur dilerim.

    Selamlar, saygilar

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Arşiv

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

  • 321,028 hits
free webpage counters

%d bloggers like this: