Ödevini bitir, yapacağın işe göz dikmiş pek çok insan var dünyada

December 28, 2006 at 9:27 pm 7 comments

Geçtiğimiz hafta sonu Tunç ve Alemşah Marketing Anadolu‘nun “Sıfırın Altında Pazarlama” etkinliği için Eskişehir’e gelmişlerdi. Geldikleri gün İşletme Bölümünde bir lisans dersine katılmışlar ve öğrencilere özetle şu mesajı vermişler; “Üniversitede çok fazla vakit kaybetmeyin ve en kısa zamanda iş hayatına atılın.”

Ben de sözlerine aynen katılıyorum, artık üniversitede çok fazla vakit kaybetme lüksleri yok öğrenci kardeşlerimizin. Ama burada atlanmaması gereken önemli bir nokta var. O da, üniversitede geçirilen sürenin ne kadar kaliteli geçirildiği. Bu kalite de üniversite yaşamınız boyunca kendinize katabildiğiniz değerle ilgili.

Kendinize değer katmanız neden önemli? E çünkü size para ödeyecek olan firmalar (bu ister patronunuz olsun, ister iş yaptığınız müşteriler) artık kendilerine en fazla değeri katacak insanlarla çalışmak istiyorlar. Yani eğer siz ortalama değer sunan bir çalışansanız hem her an kolaylıkla ikame edilir oluyorsunuz, hem de ortalama hatta onun da altında bir maaşa razı olmak zorunda kalıyorsunuz. Elbette bu, bir iş bulabildiğiniz durumlar için geçerli. Geçtim en fazla değeri, doğru düzgün bir değer bile sunamıyorsanız o zaman bir iş bulmayı da unutun.

worldisflatcovmed.jpgAma durun, bunlar daha iyi günlerimiz. Bu durumu en güzel “Dünya Düzdür” isimli kitabında Thomas L. Friedman anlatıyor; “Sorun düzleşen bir dünyada sadece ulusların ve firmaların küreselleşmesi değil, insanların da artık küresel pazarlara açılma imkanının olması.” Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Artık tek rakibiniz TYH değil demek. Hiç beklemediğiniz bir anda Hintli bir yazılımcı Internet sayesinde sizin yerinize çalıştığınız firmanın yazılım işlerini, sizden çok daha ucuza yapmaya başlayabilir. Üretimin düşük maliyetli ülkelere kaymasından söz etmeye gerek bile yok. Bugün Avrupa ülkeleri ve Amerika için geçerli olan bu durum, çok yakın bir gelecekte bizim de başımıza gelecek. Bundan kaçışımız yok.

Peki ne yapıyor bu Hintli ve Çinli (çoğu yerde Rusya ve Ukrayna’nın da adı geçiyor) öğrenci kardeşlerimiz? Durup dinlenmek bilmeden çalışıyorlar. Milyonda bir yeteneğe ve zekaya sahip bir Çinli öğrenci ne diyormuş biliyor musunuz?

Bu ülkede benim gibi 1.300 kişi daha var ve iyi bir iş sahibi olabilmem için benim onlardan daha iyi olmam lazım.

Hintli gençler ise Hindistan Teknoloji Enstitülerinde (HTE) canla ve başla eğitimlerini tamamlıyorlar. Bir HTE’ye girmenin Harvard’a ya da MIT’ye girmekten daha zor olduğu öne sürülüyor. Son yıllarda pazarlama alanında yapılan akademik yayınlara bakıyorum, Hintli ve Çinli öğrencilerin çalışmaları her geçen gün hızla artıyor.

world_is_flat.jpg

Peki bu hırs neden derseniz? Bu düz dünyada kendilerine katacakları değerin nasıl bir farklılık yaratacağının farkındalar da ondan. Ve kendilerine bu değeri katmanın yolunun da ilk önce bilgiden geçtiğinin farkındalar.

Friedman’ın şu sözleri durumu çok güzel bir şekilde özetliyor;

İnsanların isteklerinin ve ihtiyaçlarının sonsuz olduğunu kabul ederseniz sonsuz miktarda iş alanı yaratılabileceğini de kabul etmiş olursunuz. Tek kısıtlayıcı faktör insanın hayal gücüdür. Tarihe bakınca görürsünüz ki ticaret ve iletişim arttıkça ekonomik hareketlilik ve hayat standardında yükselme kaydedilmiştir. Dolayısıyla düz dünyada bize iş kalmayacağından korkmamak gerekir. Pek çok iyi iş olacaktır. Ama tabii ki bilgisi ve fikri olanlar için.

Çocuklarımıza hep şöyle derdik: “Tabağındaki yemeği bitir, nice aç insan var dünyada.” Artık şöyle dememiz lazım: “Ödevini bitir, yapacağın işe göz dikmiş pek çok insan var dünyada”. Düz dünyada iş bulmak ya da işinizi kaybetmemek istiyorsanız durmadan yeni beceriler, bilgi ve uzmanlık edinmelisiniz. Düz dünyada çabuk uyum sağlayabilmek ve “öğrenmeyi öğrenmek” bir iş görenin sahip olabileceği en önemli nitelik olacaktır. Bilgi ve teknolojinin sınırları ilerledikçe, makinelerin yaptığı işler daha karmaşık hale geldikçe bunları kullanabilecek kapasitede olanların da kıymeti artacaktır.

Evet arkadaşlar, insan bir kere öğrenci oluyor. Ya bu dönemi gençliğinizi yaşayacağınız ve iş yaşamı öncesinde dinleneceğiniz bir dönem olarak göreceksiniz ya da eğlencenin dozunu azaltıp kendinize değer katmak, “öğrenmeyi öğrenmek” için elinizden geleni yapacaksınız.

Karar sizin.

Notlar:

Dünya Düzdür kitabının özeti için http://www.ozetkitap.com/dunya_duzdur.pdfMustafa

Mustafa Akyol‘un yazısı için: Düz Dünyadan Dönüş Yok

Entry filed under: Araştırma, Ders Notları, Değişen Pazarlama, Genel, Kitap. Tags: .

Yahu ben bu yazıyı nasıl görmemişim

7 Comments Add your own

  • 1. İçlem  |  December 29, 2006 at 9:38 am

    Çok güzel bir yazı olmuş dostum. Çok doğru noktalara temas etmişsin. Bu yazıyı okuyan özellikle genç arkadaşlar, artık ülkemizde de sadece üniversite mezunu olmanın iş bulmayı garantilemeyeceğini (ki milyonlarca işsiz üniversite mezunundan bahsediliyor), insanın ancak öğrenerek ve kendine farklı şeyler katarak ülkemizde henüz sayısı sınırlı olan işlerden birine girebileceğini anlamışlardır umarım. Bir an önce iş hayatına atılmak ve yapılan işi çalışırken öğrenmek kulağa çok hoş gelen sözlerdir ama bunlar için gereken temel bilgilerin üniversitede öğrenildiği unutulmasın diyorum.

    Reply
  • 2. zeynepozata  |  December 29, 2006 at 12:40 pm

    Ağzına sağlık İçlem. Çok doğru bir noktaya getirdin lafı. Ama anlayana tabii bu yazdıklarımız🙂

    Reply
  • 3. matanoupa  |  January 8, 2007 at 3:05 pm

    Merhaba Ogrenciler ve Preprofesyoneller,

    Yazinin anakonusuna katilmak ile birlikte zevkle karsi ciktigim noktalar da var. Ogrencilik hayatlarinda yapilmasi gereken hatalari yapmayanlar, yapilabilecek hatalari yapmayanlar ve en onemlisi gencligin verdigi riskleri goze alip yasanmisliklari yasamayan ogrencilerin basariyi kolay yakaladiklarini fakat bunun mutlu ve kaliteli bir hayat icin yeterli olmadigini dusunuyorum. Hatta sapkinligin ve siradanligin bu kesimi kolay ele gecirebilecegini dusunuyorum.

    Tabiki demem hade butun enerjiyi eglenceye yoneltin degil.
    Biraz yasanmislik yasayin. Bilin, deneyimleyin ve sizi kimsenin kandirmasina musade etmiyecek kadar hissetmeyi de ogrenin.

    Yoksa kirmizi baslikli ogrenci olarak sizi bekleyen cok babaanne gorunumlu patron pardon kurt patron olacaktir.

    Reply
  • 4. Zeynep Özata  |  January 8, 2007 at 3:40 pm

    Vallahi bu da doğru sevgili matanoupa. Bir denge kurmak şart sanırım🙂

    Reply
  • 5. burak baysal  |  February 4, 2007 at 7:31 pm

    sizi tebrik ediyorum çok güzel şeyler yazmışsınız

    Reply
  • 6. Begüm  |  March 21, 2007 at 1:09 am

    Gecikmiş bir yorum oldu ama bir üniversiteli olarak söylediklerinize hak veriyorum.Okurken geçmişte edindiğiniz tecrübeler,yaşanmışlıklar,ilişki becerileri devam ediyor.evet ortam ve şartlar farklı ama temelde yaşananlar genel bir öğrencilik çerçevesinde yaşanıyor.Yaşlarımız 3-5 yaş artıyor ama üniversitede okurken bile ruhumuzda gizli altyazıyı çözme çabamız ve isteğimiz devam ediyor.Lisedekinden farkı daha fazla kendinle başbaşa kalma,yeni ortama uyum sağlama,aileye ve geçmişe duyulan özlem,çeşitli yollar bulma ve oluşturma oyunlarına dayalı bir yaşam.Tüm bunların içinde kendini daha iyi tanıyan,okuduğu bölüm her ne olursa olsun “hobilerinden geçim sağlamaya çalışan” yani eğlenerek çalışmaya boyut kazandıran kişiler hep birkaç adım önde olacaktır.Aslında hayat gösteriyor ki sen kendi kayığını çekmezsen kimse buna kalkışmıyor.Önemli olan her zaman amatör ruhla kalabilmek ve her daim öğrenci olmayı benimseyebilmek…

    Reply
  • 7. Yiğit  |  May 17, 2008 at 12:43 pm

    Üniversite hayatı boyunca kendimize değer katma konusunda keşke öğretim üyelerimizden de teşvik edici yardımlar alabilsek. Bizlere iş dünyası gerçeğinin farkındalığını sağlasalar. Mezun olduktan sonra sudan çıkmış balığa dönüyoruz çoğumuz. Elbette esas görev bize duşuyor ancak hocalarımızdan da en azından motivasyonel destek alsak çok güzel olacak. Lisans eğitimimde tam olarak sağlayamadığım değer katılımımı, şu anda devam ettiğim yüksek lisansda gerçekleştirmeye çalışıyorum. Lisans eğitimim ile yüksek lisans eğitimim arasındaki 5 aylık iş deneyimimin de bana gösterdikleriyle daha hırslıyım. Ayrıca yüksek lisans eğitimim sırasında değerli hocalarımda değer katmama yardımcı oluyor.(Özellikle Yavuz Hocam(ODABAŞI))

    Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Arşiv

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

  • 320,853 hits
free webpage counters

%d bloggers like this: