Sixth sense

İşte benim şu aralar ihtityacım olan şey budur vallahi 🙂

http://www.ted.com/talks/view/id/481

April 12, 2009 at 8:08 pm 1 comment

Buyursunlar gelsinler!

Uzun zamandır bana böylesine keyif veren bir ilan görmemiştim. Hızlı trenin devreye girmesiyle birlikte Yılmaz Hoca’nın tüm şehre astırdığı ilanlarda “Ankaralılar şehir görmeye daha hızlı gelecek…Buyursunlar gelsinler! Darısı İstanbullular’ın başına…” yazıyor.

Buyursunlar gelsinler

Eskişehir’e gelemeyip de “Şehir” görmek isteyenler de buyursunlar 🙂

http://www.eskisehir-bld.gov.tr/galeri01/index.html

March 17, 2009 at 6:09 pm 1 comment

2008 Blog Konferansı ve Ödülleri

Konuşmayı yayınladıktan sonra bana bir rehavet çöktü ki sormayın. Uzun yazmışım, yoruldum. Ancak sıra geldi konferansı ve ödül törenini anlatmaya.

Uzun zamandır İstanbul dışında olunca, insan unutuyor şehir trafiğini. Ben yayıla yayıla hazırlanıp çıkınca, yaklaşık bir bir saat geç girdim konferansa. Bu arada sanırım Eray’ın da yüreğini hoplatmış oldum. O günden beri sesi çıkmıyor çünkü. Girdiğimde Mehmet Doğan konuşmasını yapıyordu. Ancak sonuna yetişebildim. Son sözleri tüylerimi ürpertti. Ailesine verdiği değer beni çok etkiledi. (more…)

May 14, 2008 at 12:02 am 10 comments

Bloglar ve Pazarlama

2008 Blog Konferansını ve Blog Ödüllerini geride bıraktık. Çok keyifli bir organizasyondu. Yazılarını okuduğum çok sayıda insanla tanışma fırsatı buldum. Ben de konuşmacılar arasındaydım. Söylenecek çok sözüm ama söyleyecek az zamanım vardı. Eskişehir’e dönüş yolumda konuşmayı metne çevirdim ve biraz da genişlettim. Umarım faydalı olur.

Amanın, bu yazı çok uzunmuş. Oku oku bitmez bu diyenlerdenseniz, buradan konuşmanın videosunu izleyebilirsiniz (o da çok kısa değil ama :))

Ben ve benim kuşağım çocukluk ve ilk gençlik dönemlerimizi Internet’in olmadığı bir dünyada yaşadık. Bizler her akşam yatmadan önce günlüğümüze olan biteni yazan, birbirine hatıra defterleri yazdıran, gazete ve dergilerde görüp beğendiğimiz yazıları ve fotoğrafları bir defterde biriktiren ve bunları arkadaşlarıyla paylaşan bir jenerasyonduk. Aslında bugünün gençleriyle ortak özelliklerimiz olduğunu şimdi görüyorum. Onların bizden farkı tüm dünyaya tek bir ekrandan ulaşabiliyor olmaları ve bizim yaptıklarımızı dijital ortamlarda gerçekleştirmeleri. Internetin ortaya koyduğu bu değişimi farketmem açısından 2005 yılı oldukça önemli bir yıl oldu. Web 2.0 kavramı yeni yeni dile getirilmeye başlıyordu ve bu yeni Internet’in en önemli araçlarından birisi de bloglardı. (more…)

May 12, 2008 at 7:16 am 13 comments

2008 Blog Konferansı

Bu yıl ilki düzenlenen Blog Ödülleri öncesinde, geçen sene yapılan Blog Konferansı’nın da ikincisi düzenleniyor. Yer ve tarih aşağıda. Hepinizi bekliyoruz efendim.

Konuşmacılar:

Aygül & Yalçın Pembecioğlu
Burak Bayburtlu
Burak Büyükdemir
Bünyamin Ayar
Emrah Doğan
Gökçen Karan
Mehmet Doğan
Mehmet Subaşı
Pınar İlkiz
Selçuk Koyuncu
Zeynep Özata

Tarih: 10 Mayıs 2008, 16.00 – 19.30

Yer: Galatasaray Üniversitesi – İstanbul

Program ve kayıt için Blog Konferansı sitesinden bilgi alabilirsiniz.

May 6, 2008 at 11:24 am 4 comments

Oyun oynuyorsan bari bir işe yarasın…

Hepimiz zaman zaman kafamızı dağıtmak için bilgisayarda bazı oyunlar oynuyoruz. Oyun başında geçirdiğiniz süre sizin bir işinize yaramıyorsa belki balkalarının işine yarayabilir. Buyurun bu faydalı oyunlara;

http://www.freerice.com/

http://www.freeflour.com/

http://www.freepoverty.com/

http://www.savetheworldwithmusic.com/

April 22, 2008 at 4:45 pm 3 comments

Telefonlara kim bakıyor?

Finansbank ile yaşadığım Çağrı Merkezi Savaşları sonrasında aklımdan geçenleri Seth Godin çok güzel özetlemiş. Müşteriye ulaşmak ve sesinizi ona duyurmak için bu kadar çaba harcadığınız bir dönemde, müşteriniz zamanını ve ilgisini size ayırıp, sizi aradığında ona nasıl davranıyorsunuz? Telefon ilk çaldığında cevap veriyor musunuz? Yoksa, şu anda diğer müşterilerimizle ilgileniyoruz, uzunca bir süre beklerseniz ancak o zaman sizinle ilgilenmeye vakit bulabiliriz mi diyorsunuz? Seth Godin’in yazısının tamamını aşağıya alıntılıyorum. Mutlaka dikkate alınması gereken bir konu.

Who answers the phone?

The new rules mean that the most valuable marketing event is almost always an inbound phone call. An inbound phone call is the ultimate in short-term permission. The customer or prospect is taking the time to call you. She’s focused, interested, paying attention and willing to trust you.
Think for a minute about how much you spend (and how high up in the organization the discussions go) when it’s time for a new logo or a new Super Bowl ad.

And yet, even though the rules have changed, the lowest-paid, least-respected, highest-turnover jobs in the organization now do the most important marketing work.

Scharffen-Berger Chocolate (which I’ve featured in some of my books) was bought by Hershey three years ago. They bought it because of me (and people like me). People who will go out of their way to find high quality dark chocolate and then pay a huge premium to buy it.

I’ve been really disappointed with the quality of their product for a few months. It seems to me that in order to ramp up production, they’ve smoothed out some edges and the product is becoming boring. Fewer high notes, less interesting. So, I
called.

The operator, who couldn’t have been nicer, offered me a coupon for a free replacement bar. A replacement of what? More of the same mediocre product I was calling to complain about? Of course, she was just doing her job, but who’s fault is that? Who decided to give her nothing but a script, who decided not to take the inbound calls seriously, who decided that it made sense to put up a wall instead of opening a door? I guess the short version is, “why isn’t the brand manager answering the phone?” “Your call is very important to us,” does not jibe with, “Due to unusually heavy call volume.”

And the phrase, “I’m sorry, I’m just doing my job,” does not match up with the marketing event of a person taking the time to call (or to email).

No, of course Sumner Redstone can’t answer every single letter sent to Viacom. But…
Shouldn’t every single inbound call be answered in one ring? Shouldn’t there be as much spent on self-service customer support as is spent on the design of the selling part of your website? Shouldn’t you be tracking in the finest detail what people have to say when they call in? Shouldn’t you be rewarding call center operators by how long they keep people on the phone, not how many calls they can handle a minute? Shouldn’t there be an easy, fast and happy way for an operator to instantly upgrade a call to management (not a supervisor, I hate supervisors) who can actually learn
something from the caller, not just make them go away?

And I guess that’s my biggest point: the goal of every single interaction should be to upgrade the brand’s value in the eye of the caller and to learn something about how to do better, not to get the caller to just go away.


April 18, 2008 at 10:08 am 5 comments

Older Posts Newer Posts


"Uygulamaya elvermeyen teori anlamsız, teoriye dayanmayan uygulama ise kısırdır." Leonardo da Vinci

İletişim

Arşiv

Yakın Takip

Subscribe in NewsGator Online

Subscribe in Bloglines

Ziyaretçilerde Son Durum

  • 331,033 hits
free webpage counters